MASKELERİN ALTINDAKİ İNSAN
İnsan çoğu zaman kendini tanımadan önce başkalarını tanımlar.
Birine “iyi”, diğerine “kötü”, bir başkasına “sağlıksız” der.
Çünkü zihnin en büyük kaçışı, kendine bakmak yerine dışarıyı yorumlamaktır.

Oysa insanın başkası hakkında kurduğu her cümle, kendi iç dünyasının izlerini taşır.
Sürekli suçladığın insanlar mı var?
Yoksa içindeki suçlulukla yüzleşmekten mi kaçıyorsun?
Sürekli insanları kurtarmaya mı çalışıyorsun?
Peki kendi yalnızlığını ve değersizlik hissini ne kadar duyabiliyorsun?
Hep haksızlığa uğrayan taraf olduğunu mu düşünüyorsun?
Yaşamının sorumluluğunu gerçekten taşıyor musun?
İnsanlara zarar verdiğini düşünüp sonra kendini cezalandırıyor musun?
Başladığın şeyleri yarım bırakıyor…
Tam mutlu olacakken bir şeyleri bozuyor…
Yakınlık gördüğünde uzaklaşıyor musun?
Belki de sabotajcı tarafın konuşuyordur.
Sürekli güçlü görünmeye çalışıyor musun?
Peki en son ne zaman gerçekten kırılgan olabildin?
Birileri seni terk ettiğinde mi değersiz hissediyorsun?
Yoksa sen kendini çok önceden terk etmiş olabilir misin?

İnsan çoğu zaman yaşadığı çatışmayı dışarıya taşır.
İçindeki savaş çözülmediğinde; ilişkilerde, iş hayatında, sevgide, dostlukta aynı döngüler tekrar eder.
Ve insan bazen “iyi insan” kimliğinin arkasına saklanarak kendi karanlığını görmemeyi seçer.
Sağlıksızlık çoğu zaman kötülük değildir.
Kendinden kaçmanın normalleşmiş hâlidir.
Koçluk tam da burada başlar.
Çünkü gerçek koçluk sana yeni bir karakter vermez.
Sana kendini gösterir.
Bazen tek bir soru, insanın yıllardır kurduğu bütün illüzyonu yıkabilir.
Bu yüzden bazı insanlar bir koçluk seansında ilk kez kendileriyle karşılaşır.
Bazılarıysa bir kitabın sayfalarında…
“Gelecek Bugün Başlar” kitabını eline bir kâğıt ve kalemle aldığında, aslında sadece bir kitap okumazsın.
Kendini çalışmaya başlarsın.
Kaçtığın taraflarını…
Sakladığın duyguları…
Tekrar eden döngülerini…
Kurbanını, kurtarıcını ve sabotajcını görmeye başlarsın.




