İnsan Neden Kendisini İfade Etmekten Çekinir?
Peki
Hayır Demek Neden Bu Kadar Zor Gelir?
İlişkilerde, iş hayatında ve sosyal yaşamda kullanılan kelimelerin insan psikolojisi üzerindeki görünmeyen etkileri üzerine
İnsan bazen konuşamadığı için sessiz kalmıyor.
Kurduğu cümlenin ilişkiyi değiştireceğini hissettiği için kendisini geri çekiyor.
Bir ilişkide hissettiklerini içinde tutuyor.
Bir toplantıda gerçek düşüncesini söylemekten çekiniyor.
Bir arkadaşına kırıldığını anlatamıyor.
Bir aile ortamında ortam bozulmasın diye susmayı seçiyor.

Ve zamanla insanın içinde görünmez bir baskı oluşuyor:
“Yanlış anlaşılmamalıyım.”
“Karşı taraf kırılmamalı.”
“İletişim bozulmamalı.”
Bugün birçok insanın koçluk seanslarında, mentorluk çalışmalarında, profesyonel koçluk süreçlerinde ve iletişim eğitimlerinde en sık fark ettiği içsel zorlanmalardan biri tam olarak bu:
Kendisini açıkça ifade edememek.
Bir düşün…
Sen en çok hangi insanlara kendini anlatmakta zorlanıyorsun?
Hangi ortamlarda gerçek düşüncelerini içinde tutuyorsun?
Hangi ilişkilerde konuşmadan önce kelimelerini tekrar tekrar düşünüyorsun?
Bu sorulara verdiğin cevap, yaşamındaki iletişim baskısının hangi ilişkilerle bağlantılı olduğunu fark etmene yardımcı olabilir.
Çünkü insan ilişkilerinde yalnızca duygu taşımıyor.
Kelimelerin oluşturduğu duygusal etkileri de taşıyor.
Bugün birçok insan “hayır” diyemediğini düşünüyor.
Ancak bazen insanın içinde zorlayıcı his oluşturan yalnızca sınır koymak değil, kullanılan kelimenin taşıdığı duygu oluyor.
Bir düşün…
Sana “hayır” dendiğinde bedeninde nasıl bir his oluşuyor?
İçinde reddedildiğine dair bir duygu beliriyor mu?
Uzaklaştırıldığını mı hissediyorsun?
Yoksa karşındaki insanın yalnızca kendi sınırını ifade ettiğini mi düşünüyorsun?
Peki biri sana:
“Bunu tercih etmiyorum.”
dediğinde içinde nasıl bir alan oluşuyor?
İletişim tamamen kapanıyor mu?
Yoksa konuşmaya devam edebileceğin bir alan mı hissediyorsun?
Çünkü kelimeler yalnızca anlam taşımaz.
Duygu da taşır.
Bazı kelimeler insanın içinde görünmez bir savunma oluşturabilir.
Bazı cümleler ise iletişimin devam edebilmesine alan açabilir.
İnsan ilişkilerinde sınır koyabilmek önemli bir iletişim becerisidir.
Ancak bu sınırın hangi bilinçle ve hangi kelimelerle ifade edildiği de ilişkiyi doğrudan etkiler.
Bazen küçük bir cümle değişimi bile:
çatışmayı iletişime,
gerginliği anlayışa,
savunmayı farkındalığa dönüştürebilir.
Çocukluk boyunca duygularını ifade ettiğinde yoğun tepki gören biri, yetişkinlikte konuşmadan önce kendisini filtreleyebiliyor.
Kendisini savunduğunda suçluluk hisseden biri, ilişkilerde sessiz kalmayı seçebiliyor.
İletişim sırasında reddedildiğini hisseden biri, zamanla kendi ihtiyaçlarını geri plana atabiliyor.

Ve insanın içinde sessiz bir iletişim dili oluşuyor:
“Ortam bozulmamalı.”
“Kimse kırılmamalı.”
“Ben dikkatli konuşmalıyım.”
“İnsanlar beni yanlış anlamamalı.”
İşte modern insanın görünmeyen iletişim yorgunluklarından biri burada oluşuyor.
Bugün birçok insan kişisel gelişim, koçluk eğitimi, profesyonel koçluk, liderlik gelişimi ve insan davranışları alanlarında yalnızca daha iyi konuşmayı öğrenmeye çalışmıyor.
Aynı zamanda ilişkilerin içinde kendisini kaybetmeden nasıl var olabileceğini anlamaya çalışıyor.
Transaksiyonel Analiz çalışmaları, insanın ilişkilerde tekrar ettiği iletişim rollerini görünür hale getiriyor.
İnsan bazen fark etmeden yaşamını “çatışmadan kaçınan tarafıyla” sürdürüyor.
Gestalt yaklaşımı ise bastırılan duyguların kaybolmadığını, bedenin ve ilişkilerin içinde taşınmaya devam ettiğini fark ettiriyor.
İnsan susturduğu duyguların zamanla zihinsel yorgunluk, içsel baskı ve ilişki problemleri olarak yeniden görünür hale geldiğini anlamaya başlıyor.
Koçluk süreci, insanın kendi iç sesini daha net duyabilmesine alan açıyor.
Koçluk seansları sırasında kişi, yaşamındaki tekrar eden iletişim döngülerini güçlü sorular aracılığıyla fark etmeye başlıyor.
Mentorluk sürecinde ise yaşam deneyimi, iletişim becerileri, davranış bilimi ve profesyonel gelişim yaklaşımı bir araya geliyor.
İnsan yalnızca kendisini ifade etmeyi değil, ilişkilerin içinde daha bilinçli ve dengeli var olabilmeyi de öğrenmeye başlıyor.
Bugün birçok insan duyulmak istiyor.
Ancak içten içe en çok ihtiyaç duyduğu şey, kendisini korkmadan ifade edebileceği güvenli ilişkiler.




