Çocukken Öğrendiğimiz İletişim, Bugün Bizi Nasıl Şekillendiriyor? Dinlemenin, Soru Sormanın ve Geri Bildirimin Kalbe Açtığı Kapı
“Bir insan, gerçekten dinlendiğinde ilk defa kendini duyar.”
Hepimiz yaşamı ailemizin aynasında öğrendik.
Çocukken sorular sorduk; bazıları cevaplandı, bazıları yanıtsız kaldı.
Bazen dinlendik, bazen duyulmadık.
Ve çoğu zaman geri bildirimler, bizi yüceltmek yerine yargılamak için kullanıldı.
Bütün bunlar farkında olmadan bizde bir iz bıraktı.
Bugün birbirimizle konuşurken, o izlerden konuşuyoruz.
Öğrenilmiş Kalıplar
Birçok insan için “dinlemek”, sadece sessiz kalmaktan ibaretti.
Oysa gerçek dinleme, karşındakini anlamaya gönül vermektir.
Birçok insan için “soru sormak”, merak değil, sorgulamaktı.
Oysa iyi bir soru, yargı içermez; aksine cevheri görünür kılar.
Ve birçok insan için “geri bildirim”, eleştirmekti.
Oysa geri bildirim, insanın içindeki gücü hatırlatmak için bir aynadır.
İletişim Kazalarının Sessizliği
Çocukluğumuzda bize yöneltilen soruları hatırlayalım:
“Neden böyle yaptın?”,
“Ne zaman adam olacaksın?”,
“Sen hep böylesin zaten…”
Bu cümlelerin hiçbiri gerçekte soru değildir.
Bunlar, yargının ve kıyasın kılığına girmiş kelimelerdir.
Ve biz büyürken, iletişim kazalarının arasında kendi özümüzü duyamaz hale geliriz.
İşte bugün koçluk , bu zincirleri kırmamıza yardım eden bir dil sunuyor: yargısız dinleme, saf sorular ve farkındalıkla verilen geri bildirim.
Dinlemenin Güzelliği
Birini gerçekten dinlediğinizde, ona bir armağan verirsiniz:
“Buradasın, görünüyorsun, önemlisin.”
Bir çocuğu, bir dostu, bir çalışanı dinlemek…
Aslında ona: “Senin dünyanı görmek istiyorum.” demektir.
Dinlemenin güzelliği, karşıdakini değiştirmek için değil; onu olduğu haliyle kabul etmekte yatar.
Ve bu kabul, insanın içindeki ışığı uyandırır.
Soru Sormanın Güzelliği
Doğru bir soru, yargısızdır.
Merakla, sevgiyle ve kalpten gelir.
“Bunu yaparken nasıl hissettin?”
“Bugün sana en çok ne iyi gelir?”
“Bunu farklı yapsaydın, nasıl olurdu?”
Böyle sorular, insana düşünmeyi değil, hissetmeyi hatırlatır.
Soru sormanın güzelliği, cevabı almakta değil; cevabı birlikte doğurmaktadır.
Geri Bildirimin Güzelliği
Birine geri bildirim vermek, ona kendini yargılatmak değil; onda gördüğün potansiyeli hatırlatmaktır.
“Senin cesaretini çok takdir ediyorum.”
“Bu sürece kattığın sakinlik ekibi güçlendirdi.”
İşte geri bildirimin güzelliği: İnsan kendini, başka bir gözün aynasında daha net görür.
Bizler, ailemizden, çevremizden birçok alışkanlığı öğrendik.
Ama bugün seçim yapma gücüne sahibiz:
Dinlemeyi sessizlik sanmaktan, soru sormayı yargı zannetmekten, geri bildirimi eleştiri görmekten özgürleşebiliriz.
Çünkü insanı insan yapan şey, konuşması değil; dinlemesi, sorması ve yargısızca geri bildirim vermesidir.
Ve bu üç armağan, hem yaşamı hem ilişkileri hem de geleceği güzelleştirir.


